Hacı Bayram Vəli

Vikipediya, açıq ensiklopediya
Keçid et: naviqasiya, axtar
HACI BAYRAM VƏLİ
Hacı Bayram Vəli.jpg
Doğum tarixi 1352(1352-Şablondakı doğum və ya ölüm tarixində texniki yanlışlıq var!-00)
Doğum yeri Ankara
Vəfatı 1436(1436-Şablondakı doğum və ya ölüm tarixində texniki yanlışlıq var!-00)
Vəfat yeri Ankara


Həyatı[redaktə]

Ünlü Türk mutasavvıfı ve ünlü Bayramiye tarikatının kurucusudur. 1352 yılında Ankara'nın Solfasol köyünde doğdu. Babası Koyunluca Ahmet Efendi idi. Çok iyi öğrenim gören Hacı Bayram Velî'nin yetiştirdiği bilginler arasında Fatih Sultan Mehmet'in hocası Ağşəmsəddin ve Bıçakçı Ömer Dede de vardır. Düşüncelerini temiz bir Türkçe ve hece vezni şiirler halinde yazan Hacı Bayram, 1436 yılında Ankara'da öldü. Ankara’daki Türbesi günümüzde de başlıca ziyaret yerlerindendir.

Doğum adı; Numan bin Ahmed, məxləsi "Hacı Bayram"dır. 1352 (H. 753) tarixinde Ankaranın Çubuk Çayı üzerinde Zülfadl (Sol-fasol) kəndində doğdu. Hacı Bayram Veli, 14. və 15. əsrlarda Anadolu’da yetişti. Əsərlərini Türkçə olarak yazarak Türkçə kulanımını Anadolu'da önemli şekilde etkiledi.

Bayrami təriqətı silsiləsi: Hacı Bayram Veli - Ağşəmsəddin - İbrahim Tennuri - Yavsi Muhittin İskilibi


Evliyalar babası Hacı Bayram Velî, 1352 baharında Ankara'nın Solfasol köyünde doğdu. Asıl adı Numan idi. Daha dünyaya gözlerini ilk açtığı gün kısmetini de beraber getirmiş, Solfasol'un kurak toprağına o gün doya doya rahmet yağmıştı.

Küçük Numan, nur topu gibi bir çocuktu. Büyüdükçe, öteki çocuklardan farklı, çok daha akıllı, uslu olduğu konu komşunun gözünden kaçmıyordu. Okumayı, yazmayı kendi kendine. öğrendi. Bıyıkları henüz terlemeye başlayınca, uzaklara gitmek, ilmi ve irfanı ünlü medreselerde aramak istedi. İçinde, vazgeçilmez bir arzuydu bu. Bir bahar sabahı, köyden yolcu ettiler onu.

Hacı Bayram Velî'nin hayat hikâyesi burada kopar. Nerede okuduğunu, kimden, ne zaman ders aldığını bile yok. Kendi de hiç bahsetmezdi. Soranlara sadece "Hak yolunda yürürüz. Rabbim, yardımcımız olsun" derdi...

Yıl, 1387. Ankara'nın adı o zaman Engürü idi. Engürü'de Kara Medrese adında bir medrese vardı. Gerçi büyüklüğü orta karardı ama, o yıl yetmez oldu. Çünkü, bu medresede ders okutmaya başlayan genç alimin tatlı dilini, hoş sohbetini, derin bilgisini kim, duyduysa koşmuştu. Bu genç âlim, Solfasollu Numan'dan başkası değildi. Cevabına dudak büktüğü sual yoktu. Şöhretten, itibardan yana ne gerekse bulmuştu. Ama bir hoştu içi.

Zaman, zaman gönlü bulanır, dünya gözünde küçülür, yaşamak anlamsız, hattâ bir hiç oluverirdi. Kayseri'den gelen Şeyh Şuca-i Karamanî ile işte böyle bir gününde karşılaştı. Karamanî ona, Somuncu Baba adıyla çok ünlü, şeyh Hamit Hamideddin'den bir davet getirmişti. "Mürşidimiz seni ister" diyordu. "Akıl ve bilgi yolu güzel yoldur" diye buyurdu.

Bir gece önce gördüğü rüya doğru çıkmıştı. Medresede bunca talebeyi topladı. Hepsiyle ayrı ayrı helalleşti. O gece yola koyuldular. Büyük mürşitlerin, büyük müritlerle nasıl buluştuğu, neler konuştuğu daima "sır"dır. Numan'ın, Şeyh Hamideddin ile görüşmesi de sır oldu.

O günden sonra, Solfasollu Numan ile Şeyh Hamideddin hiç ayrılmadılar. Diyar diyar beraber dolaştılar. Hicaz'a da beraber gittiler. Solfasollu Numan okuyor, derinleşiyor, öğrendikçe, bildikleri bir katre gibi küçülüyordu gözünde.

Nihayet, hocası şeyh Hamideddin'i Aksaray'da toprağa verdiği gün, içinde bir alevin parladığını hissetti. İşte, asıl kişiliğini o gün buldu. Hacı Bayram Velî'nin işte o gün erdiği söylenir:

Artık gürül gürül çağlayan bir pınar gibi, tasavvuf denizine dökülecekti. Aksaray'dan, tekrar Engürü'ye döndü. Doğruca Kara Medrese'ye gitti. Geldiğini kim duyduysa koşuyor, hüngür hüngür ağlıyordu. Onun etrafında kendiliğinden ünlü bir tarikat doğdu. Adına Bayramiye tarikatı dediler. Numan adı unutuldu. Herkes onu Hacı Bayram Velî olarak tanıdı, bildi.

İlk sosyal adaleti o getirmişti. Müritlerinin hepsi iş, güç sahibiydiler. İşsiz güçsüzleri tarikata almazdı. Bayramiye tarikatına girebilmek için mutlaka çalışmak, kısmetini alın terinde aramak şarttı. Ankara'da güzel bir âdet yaratmıştı. Sık sık dervişlerini toplar; önde Bayramiye alemi, arkada kudümlerle çarşı pazar dolaşırdı. Esnaf, karınca kararınca, dervişlerin sırtına asılı keşküllere para atardı. Hacı Bayram Velî, toplanan bu parayla hastalara, sakatlara bakar, yetimlerin yüzünü güldürürdü.

Bayramiye tarikatı bir çığ gibi büyürken, II. Sultan Murat'ı endişeye düşürdü. Araya fitne girmişti. "Yakalayın, getirin" diye ferman buyurdu. Bu ferman, Hacı Bayram Velî'nin içine doğmuştu. Sarayın adamları Ankara'ya yaklaşırken, onları yolda karşıladı. Bir hışımla gelenler, nur yüzlü bu muhterem dedenin karşısında, âdeta bir türbe mumu gibi eridiler. Ellerine sarılıp öptüler. "Varalım, Hünkâr'a haber edelim. Sen gazaba uğrayacak kişi olamazsın" dediler. Ancak o, başını salladı. "Hayır" dedi "Ferman, fermandır. Gidelim..."

II. Sultan Murat da, onu görür görmez işlediği hatayı anladı. Gazaba gelmek şöyle dursun, baş köşeye buyur etti. Hacı Bayram Veli, o günden sonra nice ulemanın da hocası oldu, Bunların arasında Fatih Sultan Mehmet'i yetiştiren Ağşəmsəddin də vardı.

Evliyalar babası, yaşlanınca, Ankara'da dergâhına kapandı. 1436 yılında orada vefat etti. Her gün pek çok kişinin ziyaret ettiği türbesi Ankara'dadır.

Hacı Bayram Velî'nin Türkçe divanı, bugüne değin elimize geçmiş değildir. Onun ancak birkaç şiiri bilinmektedir.

Hacı Bayram Velî'ye göre; olgun insan, gerçek insan, kendi benliğinden sıyrılmalıydı. İnsanın, bütün varlık türlerinin özünde Allah’ı görmesi, her şeyden önce de kendini bilmesi gerekirdi. Kendini bilen Allah’ı bilirdi.

Bir şiirinde şöyle diyordu:

Bilmek istersen seni,
Can içre ara canı
Geç canından bul anı
Sen seni bil, sen seni..
Kim bildi ef'alini
O1 bildi sıfatını,
Anda gördü zâtını
Sen seni bil, sen seni..
Bayram özünü bildi
Bileni anda buldu
Bulan ol kendi oldu
Sen seni bil, sen seni...

Yaradıcılığı[redaktə]

NOLDU BU KÖNLÜM, NOLDU BU KÖNLÜM

Noldu bu könlüm, noldu bu könlüm
Dərdi qəm ilə doldu bu könlüm.
Yandı bu könlüm, yandı bu könlüm
Yanmada dərman buldu bu könlüm.

Yan, ey könül, yan, yan, ey könül, yan
Yanmadan oldu dərdinə dərman.
Pərvanə kimi, pərvanə kimi
Şəminə eşqin yandı bu könlüm.

Gərçi ki, yandı gerçəyə yandı
Rənginə eşqin cümlə boyandı.
Kəndində buldu, kəndində buldu
Mətlubunu xoş buldu bu könlüm.

El fəkru fəxri, el fəkru fəxri
Demədimi ol aləmlər fəxri
Fəxrini fəkrin, fəxrini fəkrin
Məhvi fənada buldu bu könlüm.

Bayramam indi, Bayramam indi
Bayram edərsən yar ilə indi
Həmdü-sənalar, həmdü sənalar
Yar ilə bayram qıldı bu könlüm.